Güvercin forum 2009

Güverin forum 2009,miski,arap,ayna kuyruk,baska,miro,sabuni,mavi,beyaz,bango,pigeon
 
AnaSayfa  AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 ARAP ATLARI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
admin
Arapcı
avatar

Cinsiyet : Erkek

Mesaj Sayısı : 1328

Mesaj Puan : 19645
Rep Puanı : 17
Kayıt tarihi : 05/10/09 Yaş : 34

Nerden : ist
Lakap : Arapcı

MesajKonu: ARAP ATLARI   Çarş. Ara. 16, 2009 8:08 pm

ARAP ATLARI


TÜRÜN ORİJİNİ ve TARİHÇESİ : ( ÇÖL BEDEVİLERİNİN ATI )

Orta doğu çöllerinin bir yerinde yüzyıllar önce , insan hayal gücünün
ötesinde Dünyadaki tüm at türlerinin etkisi altına alacak bir ırk
türedi. Bugün ki adıyla Suriye , İran ve Irak ta Tigris nehri boyundaki
vahalarda ve Arap yarımadasının diğer bölgelerinde bu at türü gelişti.
Bu tür Arap atı olarak tanımlandı. Müslümanlara göre At Allah’ın bir
nimeti , şefkatle yaklaşılacak ve saygı duyulacak bir varlıktı. Avrupa
ülkelerinin atın varlığından haberdar olmalarından çok önceleri , çöl
atları bedevilerin hayatta kalabilmeleri için bir gereklilikti.
Kabilelerin şefi ; gerek kendi kabilesindeki gerekse , diğer bedevi
kabilelerindeki her bir at familyasının tarihini bilirdi.yüzyıllar geç
tikçe , türün mitolojisi ve duygusallığı , soyu ile özdeşleşen cesaret,
dayanıklılık ve gücü ile ilgili hikayelerle gelişti. Dini inanış ,
gelenek ve batıl inanışlar ırkın doğasını ve şeklini etkiledi.

Çıkık bir alnın ; Allahın nimetini taşıdığına inanılırdı. Bundan dolayı
“ Jibbah” ın büyük olması o atın daha fazla nimet taşıması demekti.
Kavisli bir boyun “ Mitbah “ bir cesaret göstergesi , kalkık bir kuyruk
ise onuru simgelerdi. Bu ayırt edici nitelikler e at seçiminde çok
dikkat edilirdi. Arap atlarının dini öneminin bulunması , kısmen de
kabilenin varlık ve güvenliğine sağladığı katkılar nedeniyle türün
izole bir şekilde çoğalmasını sağladı. At yetiştirme gelenekleri ve
dini inanışlar ırkın “ Asil “ yada saf olarak kalmasını sağladı. Çevre
şehirlerden veya dağlardan yabancı bir kan karışımı kesinlikle
yasaklanmıştı. Kuzey Afrika da veya sahra çölü bölgesindeki çöl atları
, arap atları ile aynı kanı taşımaz ve bedeviler tarafından hor
görülürdü. Arap atı , zamanın bir çok toplumunda da olduğu gibi bir
savaş aracıydı. İyi donanımlı bir bedevi düşman kabileye saldırır,
koyun , deve ve keçi sürülerini kaçırarak kendi kabilesinin
zenginliğinin arttırırdı. Bu tarz bir saldırı ancak ani , hızlı ve
süratle yaklaşılırsa başarılı olabilirdi. Kısraklar bu tarz saldırı
için en uygun cinsti. Çünkü kısraklar , düşman kabilesinin atlarına
kişnemez böylece kabilenin saldırıdan haberi olmazdı. Hız ve
dayanıklılık şarttı çünkü çarpışmalar kamp yerinden uzakta
gerçekleşirdi.

Bedeviler aynı zamanda çok konuksever insanlardı. Eğer bir misafir
çadırlarına ziyarete gelirse; onu ve hayvanlarını hiç ücret almadan 3
gün misafir etmek zorundaydılar. Konuk edilen misafirin atının başlığı
çadırın orta yerine asılarak onun önemi vurgulanırdı. Böylelikle
kabileler savaştan arta kalan zamanlarda birbirlerini konuk eder , en
hızlı ve en cesur atlarının hikayelerini birbiriyle paylaşırlardı.
Kazananın ödül olarak kaybedenin en iyi sürüsünü aldığı at yarışları
düzenlerlerdi. Yetiştirilen hayvanlar alınır , satılır ancak kural
olarak savaş kısraklarına bedel ödenmezdi. Bir Arap kısrağından daha
iyi bir hediye olamazdı. Bir kısrağın değeri annesinin orijinine göre
artardı. Eğer kısrağın annesi takdir edilen bir aileden geliyorsa ,
onun değeri çok fazla idi. Kısrak aileleri onu yetiştiren kabilenin
veya şeyhin adı ile bilinirdi. Bedeviler aynı orijinden gelen atları
daha değerli görürlerdi. 5 temel familya vardı ; Kehilan , Seglavi ,
Abeyan , Hamdani ve Hadban. Cesaret , dayanıklılık ve sürat hikayeleri
o orijine ait diğer atlarında değerini arttırırdı. Örneğin ; Kehilet al
Krush , Kehilet Jell - abiyat ve Seglavi ibn-i sedran isimli
kısrakların görkemli savaş hikayeleri vardı. Bu kısrakların tayları da
övgüyle anılırdı. Kısraklar kendi türünden olan atlarla
çiftleştirildiğinde , tanınabilen ve tanımlanabilen özellikleri
gelişti. Örneğin Kehilan ; geniş göğsü , kas gücü ve iriliği ile
tanındı. Kafaları küçük ancak alın ve çeneleri genişti. En çok
rastlanan renk gri(demir kır) ve doruydu. Seglavi grubuna ait atların
en önemli özelliği ; zarif olmalarıydı. Bu tür dayanıklılıktan çok
hızlı olmaları ile tanınırdı. İyi bir kemik yapıları ve yapılı boyları
vardı. En sık rastlanan renk ; açık doruydu. Abeyan grubu Seglavilere
çok benzerdi. Bu gruba ait safkanlarda tipik arap atlarından daha uzun
bir sırt görülürdü. Bu atlar yapı olarak daha küçüklerdi. Sıklıkla
rastlanan renkleri; demir kır olup,diğer türlere göre daha fazla akıtma
görülürdü. Hamdani atları; atletik yapılı , iri kemikli ve kas gücü
yüksek bir türdü. Kafaları profilden bakıldığında düzdü , Arap atları
içinde en uzun boylu türlerden biriydi. Demir kır ve açık doru en sık
rastlanan renkti. Hadban grubu ise hamdani atlarının daha küçük bir
versiyonuydu. İri kemik ve kas yapısına sahipti. Ayrıca çok nazik
doğasıyla da bilinirdi. Genellikle kahverengi veya açık doru
rengindeydi.



Türkler atlarını Avrupa ya olan akınlarında bir savaş malzemesi olarak
kullandılar. Türkler seferlerinde sadece birkaç arap atını
beraberlerinde götürmelerine karşı , onların zorlu ve dağ koşullarına
uygun Türk atları da Avrupalıların ilgisini çekmiştir. Avrupalılar
atlarını şövalyelerini ve silahlarını taşıması için yetiştirirlerdi.
Daha hafif olan atları Pony türlerinden gelmekteydi. Türklerin küçük ve
hızlı atları ile kendi atları karşılaştırıldığında Türk atlar
özellikleri bakımından onlarınkinden çok daha üstündü. Bu atların hız ,
dayanıklılık ve atlama konularındaki üstünlükleri avrupanın ilgisini
çekti. Bu tarz bir ata sahip olmak sadece Avrupalıların kendi at
türlerinin de gelişmesine katkıda bulunmakla kalmayacak , aynı zamanda
bir prestij de katacaktı. Yurt dışına seyahatlerin de artmasıyla ,
Osmanlı imparatorluğu sultanları Avrupa daki belli başlı devlet
başkanlarına Arap atları hediye ettiler. Godolphin arap atları 1730’da
İngiltere ye ithal edildi. Byerley Turk 1683’de , Darley Arabı da
1703’de İngiltere ye geldi. Bu 3 doğulu aygır yeni bir ırkın
temellerini oluşturdu. Bu ırka da “Thoroughbred” adı verildi. Bugün
thoroughbred türünün %93’ü bu 3 aygıra dayanmaktadır. Arap atları gerek
doğu da çiftleştirme , gerekse thoroughbred kanı aracılığı ile bugünkü
at türlerine katkıda bulunmuştur. Bedeviler safkan Arap atı
yetiştiriciliği ile tanındılar. Bedevi boylarında at yetiştiriciliğinin
kayıtları hafızalarda ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerle
tutulurdu. Ancak yine de at yetiştiriciliği konusunda Arap ırkının
saflığını korumayı başararak bir ilke imza atmışlardır. Bugüne kadar
birçok arap atını pedigrisinde “çölde yetiştirilmiştir” ibaresine
rastlanmıştır. Yazılı bir belge olmamasına karşın , bedevilerin atların
safkanlığına verdiği önem dikkate alınarak bu ibare de atın
safkanlığının onaylanması olarak kabul edilir. Bugün Arap atları kendi
orijininin doğduğu topraklar dışında da çok sayıda yer almaktadır.


ARAP ATININ ORİJİNİ :

Arap atının orijini zoolojik bir sır olarak kalmıştır. Her ne kadar bu
eşsiz türün ayırt edici bir kimliği bulunsa da , tarihi karışıklıklar
ve çelişkilerle doludur. Arap atı ırkını araştırdığımızda bugünkü
halinden daha küçük olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun dışında yüzyıllar
boyu herhangi bir değişiklik göstermemiştir. Otoriteler Arap atının
nerede doğduğu konusunda fikir birliğine varamamaktadır. Arap atının ,
atasının kuzey Suriye (Türkiye’nin güneyi) de bulunan vahşi bir at
olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir. Mezopotamya nın kuzeyini
içeren bir alan boyunca ( Irak’ın bir kısmı, Sina yarımadasının
batısından Mısır kıyılarına kadar ) atlar için ideal , ılıman bir iklim
olan ve yağış alan bölge bulunmaktaydı. Bir grup tarihçi de bu eşsiz
ırkın Arabistanın güneybatısında doğduğunu söylemektedir. Bu bölgede
bulunan 3 nehir yatağının doğal ortamda yaşayan vahşi atlardan
doğmasına neden olabilecek iklimin oluşturduğu fikrini esas almaktadır.
Arabistan yarımadası yaklaşık 10000 yıldır kurak bir bölge olduğundan ,
insan yardımı olmadan atların bu bölgede var olması imkansızdı. M.Ö.
3500 yıllarında develerin evcilleştirilmesi ile bedeviler bu develeri
bir ulaşım aracı olarak kullanmaya başladılar. M. Ö. 2500 yıllarında
yerleştikleri orta Arabistan da modern Arap atının bir benzerini de
bölgeye getirdiler.

“Arap” ismini bir at cinsi veya insan topluluğuna verilen isim olarak
kullanımından çok yıllar önce görmek mümkündür. “Arap” kelimesinin
kökeni hala karanlıktır. Göçebeliği tanımlayan kelime ile ibranice
“arabha” ve “erebh” kelimesinin bileşiminden oluşmuştur. (karanlık
diyar) “Abhar” hareket etmek , “Arab” çöl veya çölde yerleşik
anlamındadır. Görülüyor ki milliyete dayanan bir kelime değildir.
Özetle Arap atı kelime anlamı olarak , bir millete verilen isimden çok
daha önce kullanılmıştır.



ARAP ATLARI AVRUPAYA NASIL YAYILDI ? :

İslam’ın yükselişi ile Arabistan kültürel bir değişime sahne oldu.
İslami inancın etkisiyle arap savaşçılar yerleştikleri çöllerden
çıkarak İslam’ı yaymak için savaştılar. Çölde yetiştirilmiş bu görkemli
hayvanlar muhteşem savaş atları oldular. Orta doğu , Kuzey Afrika ve
İspanya ya kadar Akdeniz ülkeleri ve doğuda Çin’e kadar bir çok ülke
İslam’a yenik düştü. 1099 ve 1249 yılları arasında haçlı seferlerinden
sonra Avrupa atları ile Arap kanı karıştırıldı. Ateşli silahların icadı
ile ağır silahlı şövalyeler önemini yitirdi. 16. yüzyılda askeri
birliklerde hafif , hızlı atlara olan ilgi arttı. Bundan sonraki
savaşlar ise Arap atının askeri birliklerde kullanımının önemini
kanıtladı. Haçlı seferleri sonrasında, Batılılar gözlerini doğunun Arap
atlarına diktiler. 1683 – 1730 yılları arasında 3 Arap aygırının at
yetiştiriciliği için İngiltere ye getirilmesi bir devrim oldu. 1800 lü
yıllarda Avrupa’da Arap atı çiftlikleri oluştu. Polonya kraliyet Ailesi
, Alman Kralları ve bir çok Avrupa ülkesinde ki soylu Aileler Arap atı
çiftlikleri kurdular. Lady Anne BLUNT ve Wilfred BLUNT’ un Mısırda olan
yaşamlarının ve çöl gezilerinin sonucu olarak İngiltere deki dünyaca
ünlü Crabbet Arap atı Harası çölde ve Mısırda da kuruldu. Daha
sonraları buradan Rusya , Polonya , Avustralya , Kuzey ve Güney
Amerika’ya At gönderilmeye başlandı.

KUZEY AMERİKANIN ARAP ATLARI İLE TANIŞMASI :

Şu bir gerçektir ki Amerika Kıtası ; Gemi ile keşfedilmiş , Atların
gücü ile inşa edilmiştir. Burada yaşayan koloniler , Atlı İspanyol
savaşçıları tarafından sindirilmiş ve egemenlikleri altına
alınmışlardır.

At yetiştiriciliği , 1725 yılında Virginia da Nathan Harrison ‘ un Arap
atını getirmesi ile başlamıştır. Bu at’tan 300 tay alınmıştır. Buna
rağmen ilk yetiştirici Keene Richard olmuştur. 1853 – 1856 yıllarında
Arabistan çöllerine giden Richard , bir çok aygır ve 2 kısrak
getirmiştir. Ancak yetiştirme programı iç savaşla yok olmuş ve geriye
hiçbir şey kalmamıştır. 1877’de Ulysses S.Grant II. Sultan Abdülhamit i
ziyaret etmiş ve bu ziyaretinde sultanın ahırından kendisine 2 Aygır
hediye edilmiştir. ( Leopard ve Lindertree) Leopard daha sonra Randolph
Huntington’a verilmiş ve o da 1888 de İngiltere ye 2 kısrak ve 2 aygır
getirmiştir. Bu program Amerika’daki ilk safkan Arap atı yetiştirme
programıdır. 1893’teki Chicago Dünya fuarı büyük bir halk kitlesi
tarafından ziyaret edilmiş ve Arap atının Amerika’daki etkisini
arttırmıştır. Bu fuara dünyanın pek çok ülkesinden yetiştiriciler davet
edilmişti. Türkiye’de bu fuara 45 Arap atı ile katılmıştı. Bu atların
arasında kısrak Nedyme ve aygır O bryan’ da bulunmaktaydı. Bu atlardan
her ikisi de daha sonradan Amerikan – Arap atları kayıtlarında no: 1 ve
no: 2 olarak yer almıştır. Bugün birçok at yetiştirme çiftliğinde
kökeni bu atlara kadar uzanan atlar bulunmaktadır.

Fuar sonrasında Spancer Barden tarafından İngiltere ve Mısır’dan at
getirildi. 1898 – 1911 yılları arasında yılları arasında Interlaction
Harasına 20 at geldi. Ayrıca 1918 – 1932 yılları arası İngiltere’den 20
, Fransa’dan 6 , Mısırdan 7 at getirildi. Thedora Roosevelt’in de
yardımıyla “ Davenport Arapları” nı oluşturmak üzere 27 at getirildi.

Davenport’un Amerika ya çöllerden doğrudan Arap atı ithali bu ülkedeki
Arap atı yetiştiricilerini heyecanlandırdı. Bu yetiştiriciler yeni
kan’ların ithal edilmesinin teşvik edilmesi konusunda girişimlerde
bulundular.

1908’de Amerikan Arap Atı Kulübü kuruldu. Amerikan Tarım Bakanlığı Arap
atı haralarının kayıtlarını milli kayıt olarak tanıdı ve bu kayıtlar
sadece safkan Arap atları için tutuldu. Bu noktada 71 safkan Arap atı
kaydettirildi. 1920 – 1932 yılları arasında da Amerikanın çeşitli
aileleri tarafından İngiltere , Arap çölleri ve Mısır dan Arap atları
ithal edildi. 1940 – 1950’li yıllarda Amerikan yetiştiricilik
programının oluşması sonucu Arap atı ithalatı yavaşladı.



GÜNÜMÜZDE ARAP ATLARI :

Tarihsel olarak Arap atı güzellik, akıl , cesaret , dayanıklılık ve
duygusallık kavramları ile ünlendi. Çok eski zamanlardan bugüne
insanlar ile yakın temas içinde bulunan Arap atı insanlarla arasında
bir bağ oluşturdu. Nazik, zeki ve cana yakın olan bu hayvanlar Tayken
bile insanlardan korkmaz ve ani seslere tepki göstermezler. Araplar “
Ghazu” denilen çöl savaşlarında hayatları ve varlıkları Arap atlarının
hız ve dayanıklılıklarına bağlıydı. Bunun doğal bir sonucu olarak da
kaliteli bir kan olarak tanındı. Elverişli koşullarda çiftleştirme ile
saflığını korudu. Arap atının çiftleştirildiği her at türünde de
kendine has özelliklerinin ( hız,dayanıklılık,zarafet vs. )

İngiltere ye getirildiğinde Arap atı Thoroughbred’in atası oldu. Rusya
da Orloff rahvan atlarına katkı sağladı. Fransa da ünlü Percheron
atlarının oluşmasını sağladı. Amerika da ise Morgan atlarının atası
oldu. İngiliz thoroughbred ile çiftleşmesi sonucu Trotter atları
oluştu. Arap cinsinin diğer at cinslerinden farkı seçici çiftleştirme
yöntemi ile yetiştirilmemesidir. Diğer türlerde yetiştiricilik
yapılabilmesi için o atın kaydının oluşturulması gerekir. Ancak Arap
atları binlerce yıl boyunca safkanlığını koruduğu ve bu yönü ile
tanındığı için Arap atlarında böyle bir uygulama gerekmemiştir.

Yüksek zeka , eğitilebilirlik , nazik yapısı ile biniciliğin bir çok
dalında kullanılmaktadır. Dayanıklılık yarışlarında en yüksek dereceler
her zaman Arap atı binicileri tarafından kazanılmıştır. Günümüzde Arap
atı yetiştiriciliğinin ve Arap atı Haralarının en gelişmiş olduğu
ülkelerden birisi Amerika dır.

TÜRÜN ÖZELLİKLERİ :

Güzel gösterişli bir kafa , büyük gözler , yukarıda toplanmış bir boyun
, kuyruk havada , sırtı kısa ve düz , göğsü kaslı ve geniş. Bacakları
kaslı , eklemleri güçlü açıkça görülebilen tendonlar , topukta
genişleyen küçük tırnaklar.

Fındık kabuğu , demir kır , yağız ve açık don lu olur.

Yüzde ve bacaklarda beyazlıklar sıkça görülür. Derisi ince ve ipeksidir. Yele ve kuyrukları gürdür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://guvercin-forum2009.yetkinforum.com
 
ARAP ATLARI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Güvercin forum 2009 :: ::::::::Büyük Baş Hayvanlar:::::::: :: Büyük Baş Hayvanlar-
Buraya geçin: