Güvercin forum 2009
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
Güvercin forum 2009

Güverin forum 2009,miski,arap,ayna kuyruk,baska,miro,sabuni,mavi,beyaz,bango,pigeon
 
AnaSayfa  AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  
http://koxpcu.yetkinforum.com/f175-game-of-war-fire-age

 

 Örümcekler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
admin
Arapcı
admin

Cinsiyet : Erkek

Mesaj Sayısı : 1328

Mesaj Puan : 25320
Rep Puanı : 17
Kayıt tarihi : 05/10/09 Yaş : 37

Nerden : ist
Lakap : Arapcı

Örümcekler Empty
MesajKonu: Örümcekler   Örümcekler EmptyPerş. Ara. 17, 2009 12:57 am

Bugün; dünyada bilinen hayvan türlerinin yaklaşık
2/3ni Arthropoda (eklembacaklılar) şubesi oluşturmaktadır. Artropodlar,
dünyada yaşayan hayvanlar içinde tür bakımından olduğu gibi, birey
sayısı bakımından da en zengin grubu oluşturur. Ayrıca, hayvanlar
aleminde en fazla tür çeşitliliğine sahip böcekler (Classis: Insecta)
de bu grupta yer almaktadır.


Eklembacaklılar şubesinde yer alan Arachnida sınıfı, geniş bir
spektruma sahip olup Örümcek (Araneae), Akrep (Scorpionida), Kamçılı
akrep (Uropygi), Silindir örümcek (Solifugae), Kamçılı örümcek
(Amblypygi), Ot biçen (Opilionida), Akar (Acarina), Yalancı akrep
(Pseudoscorpionida), Kırbaçlı örümcek (Palpigradi), Kamçılı akrep
(Uropygi), Kırbaçlı akrep (Schzomida) ve Ricinulei gibi çok sayıda
farklı grupların birleşmesiyle oluşur ve Araknitler (Classis:
Arachnida) olarak adlandırılırlar.

Örümcekler
her türlü habitat ve ekosistemde yaşayabilmektedir. Dünya üzerinde çok
geniş bir yayılış alanına sahip olan örümcekler, kutuplardan kıta
içlerine, deniz yüzeyinden 5000 m’ye ulaşan yükseltilere kadar
yayılabilmektedir. Bunların çoğu karada, pek azı kıyılarda ya da tatlı
suların yüzeyinde ve içinde yaşarlar. Genellikle bahçelerde, duvar
üzerinde, saçak altında ağ gererek yaşayan hayvanlardır. Günümüzde
örümcekler, karasal ekosistemlerde yaşayan başta böcekler olmak üzere
birçok artropodların etkili predatörü olarak tanımlanmaktadır.

MORFOLOJİ

Prosoma
ve opistosoma olarak iki kısma ayrılan vücut; pedisel denilen yapı ile
birbirine bağlanmıştır. Prosoma bölgesinde yer alan ilk çift ekstremite
keliserler olup bunların bağlandığı kısımda bir çift zehir bezi yer
alır. Bezlere bağlı zehir kanalı keliserlerden, bunların ucunda bulunan
ve sokma iğnesi olarak kullanılan kıskaçlara açılır. Zehir avın felç
edilerek daha kolay yenmesini sağlar. İkinci ekstremiteler altı parçalı
pedipalplerdir. Bunlardan sonra 7 parçalı dört çift yürüme bacakları
yer alır. Bu segmentler kaideden uca doğru koksa, trohanter, femur,
patella, tibia, metatarsus ve tarsus yer alır. Başın ön kısmında
genellikle 8 (bazen 6) adet göz, iki veya 3 sıraya dizilmiş olabilir.
Opistosoma farklı büyüklüklerde olmasına rağmen sistematikte önemli bir
kriter sayılmaz. Dorsal kısımda kalp ya da yaprak şeklinde “folium” yer
alır. Opistosomanın arka ucunda anüs, hemen altında ise üç çift ağ
memeleri yer alır. Memelerden farklı yapılardan ağ çıkar ve bu
değişiklik familyalara göre farklılık gösterir. Opistosomanın
ventralinde, ön orta kısımda genital delik yer alır. Bundan başka
solunum açıklığı olan boru trake stigmaları da örü memeciklerinin ön
orta bölgesinde yer almıştır.

Fenoloji

Yumurtadan çıkan bir örümcek yavrusu, birkaç gün dişi örümcek
tarafından bakıldıktan sonra yuvadan ayrılır ve belirli bir yere ağını
kurduktan sonra burada yaşar. Bu da örümceklerin ergin hale geçmeden ağ
örebilme kabiliyetinde olduğunu göstermektedir. Örümcekler ayrı
eşeylidir. Erkeklerde opistosomanın her iki tarafında uzanan tüp
şeklinde bir çift testis bulunur. Bu testisler epigastik çöküntünün
arkasında tek bir eşeysel delikle dışarıya açılır. Erkeklerde kavuşma
organı pedipalpuslardır. Dişi üreme sisteminde ise ovaryumlar,
opistosomanın karın tarafından arkaya uzamış iki torba şeklindedir.

Örümceklerde
eşeysel dimorfizim görülür. Genellikle erkek dişiden küçüktür.
Çiftleşme meydana gelmeden önce bir çok davranış gösteren türlerde
kimyasal algılama ve dokunma organları iyi gelişmiştir. Cezbetme
amacıyla salgılanan bu maddelere feromon denir. Bir defada 300-3000
yumurta bırakabilirler. Yumurtalar kokon içerisinde bazılarında anneye
bağlı olarak taşınır. Yavrular ilk deri değiştirmeye kadar kokon
içerisinde kalır. Yavrular kokondan çıktıktan sonra erginlere benzerler
ve dolayısıyla larva devresi görülmez.

Bir
yavru örümcek ergin oluncaya kadar 6-8 kez gömlek değiştirir.
Örümcekler yılın belli periyotlarında erginleşirler. Bu durum
genellikle ilkbahar aylarında başlayıp sonbahara kadar sürmektedir.
Bazı türler ise tüm yıl boyunca erginleşebilmektedir. Genel olarak
Mayıs ve Haziran aylarında erginleşirler. Örümceklerde ömür uzunluğu
1-2 hatta 10 yıl sürebilmektedir. Uzun yaşayan örümcekler daha çok
tropikal alanlarda yayılış göstermektedir.

Genital yapı

Örümcekler
gelişme durumlarına göre Orthognatha ve Labidognatha olmak üzere iki
alttakıma ayrılırlar. Orthognatlar ilkel yapılı olup tropikal ve çöl
ekosistemlerinde yaşarlar. Gelişmiş örümceklerin içinde yer aldığı
Labidognat örümcekler ise genital organlarının kompleks olup olmamasına
göre Haplojin ve Entelejin örümcekler olarak iki gruba ayrılır.
Genellikle altı gözlü olan Hoplojinlerde basit bir palp ve epijin
bulunurken Entelejin örümceklerde ise palp ve epijin, ekstra kitinsi
yapılar ile daha kompleks bir durum oluşturup tam bir kilit-anahtar
özelliği kazanır. Erkek ve dişilerde opistosomanın ön orta kısmında
akciğerlerin hemen gerisinde enine uzanan genital bir delik vardır.
Erkek örümceklerde pedipalpler ampül şeklinde çiftleşme organı olarak
görev yapar. Ayrıca femur, patella veya tibia ile pedipalpuslar uç
kısmından öne doğru “apofiz” adı verilen kalınlık ve uzunluğu değişen
bir uzantı yaparlar.

FİZYOLOJİ
Beslenme ve Sindirim

Çoğu
polifag olan örümceklerin besinini, diğer hayvanların ve özellikle
böceklerin vücudundan emilen özsuları oluşturmaktadır. Sindirim sistemi
ağızla başlar, bunu kısa bir farinks izler. Daha sonra emici mide ve
orta barsak (gerçek mide) gelir. Orta barsakta keseler halinde kör
barsaklar yer almaktadır. İnce barsak, opistosoma bölgesinde birkaç
küçük kanalla karaciğere birleştiği yerde genişler ve sonra ince, düz
bir boru halinde devam eder. Arka uca yakın bir yerde yeniden
genişleyerek bir kese oluşturur ve anüsle dışarı açılır. Barsak
opistosoma bölgesinde büyük sindirim bezleri ve karaciğerle sarılır.

Solunum

Solunum trakelerle ve kitap akciğerlerle yapılır. Kitap akciğerler
genellikle iki kese halinde olup her birinde 15-20 tane yaprak şeklinde
ve üzerinde ince damarlar bulunan lameller vardır. Dışarıya açılan
deliklerden hava girer ve bu yolla kan temizlenir. Ayrıca trakeler de
bulunabilmesine rağmen, böceklerde olduğu gibi vücudun bütün
kısımlarında dallanma göstermezler. Özellikle opistosomaya
yayılmışlardır.

Sinir
Sinir
sistemi baş bölgesinde bulunan bir beyin (iki loblu bir ganglion) ile
göğüs bölgesinde bulunan bir ganglion kümesi (subözefagial ganglion) ve
bunlardan çıkan sinirlerden oluşmaktadır. Pedipalpuslarda ve yürüme
bacakları üzerinde duygu kılları bulunmasına rağmen başlıca duyu
organları gözler olarak kabul edilir. Genellikle büyüklükleri ve duruş
biçimleri türden türe göre değişen sekiz tane göz bulunur. Örümcekler,
objeleri ancak 10-15 cm uzaklıktan net olarak görebilirler.

Dolaşım

Dolaşım sistemi, opistosomanın dorsal bölgesinde üç veya dört ostiumlu
kalp ile, atar ve toplar damarlar, bir seri vücut boşluğu veya
sinüslerden oluşmuştur. Kalp, kastan yapılmış kontraktil bir tüp
biçiminde olup perikardium denilen bir kılıf içinde bulunur. Kalpten
perikardium boşluğuna ostium adı verilen üç veya dört çift delik
açılır. Kalpten arkaya doğru bir atardamar uzanır, öne doğru bir aort
açılır. Aorta kollara ayrılarak prosomadaki doku ve organlara gider.
Renksiz olan örümcek kanında amoeboid hücreler bulunmaktadır. Vücut
boşluklarını dolaşan kan, kitapsı akciğerlere giderek temizlenir;
buradan toplar damarlarla perikardiuma gelir ve en sonunda ostiumlardan
geçerek tekrar kalbe döner.

Boşaltım

Boşaltım organı olarak, ince barsağa açılan malpighi tüpleri ile
dördüncü yürüme bacağının kaidesinden dışarı açılan iki koksal bez
bulunur. Koksal bezlerin bazen köreldikleri görülmüştür. Bu nedenle
bunların açıklıklarını bulmak oldukça güçtür. Koksal bezler, tatlı su
istakozunda bulunan anten bezleri ile homolog organlardır. Bunlar
annelidlerin nefridyumlarına benzeseler de nefrostomları ve kanalları
içinde kirpik yoktur.

GENEL ÖZELLİKLER
Kamuflaj, Taklit ve Mimikri


Örümceklerin değişen çevre koşullarına karşı yaptıkları
adaptasyonlarından (uyma) daha etkili olan ve onları düşmanlarına karşı
koruyan başka adaptasyonları da vardır. Bu koruyucu hareketler, basit
kamuflaj renklerini kullanmaktan, taklit içeren kompleks davranışlara
kadar uzanmaktadır. Çoğu örümcekler ölü (donuk) renge sahip olup
çevrelerinde fazla dikkat çekmezler. Aksine çok belirgin yeşil
renklerde olan Micrommata virescens veya Araniella cucurbitina
türleri, yaprak üzerinde yaşadıkları için, bunları doğal ortamlarında
seçebilmek oldukça zordur. Örümcekler yere düştüğünde çoğu kez
bacaklarını vücuduna doğru çeker ve Katalepsi denen “ölüyü oynama”
davranışını sergiler. Aynı zamanda, düşmandan korunma amaçlı olarak
yapılan bu davranış; sadece örümceklerin taklit etmeleriyle değil
böceklerin de örümcekleri taklit etmeleri yönüyle oldukça ilginçtir.
Örneğin; bazı meyve sinekleri (Rhagoletis, Zonosemata) kanatlarında bazı zıplayan örümceklerin (Salticid, Phidippus)
bacaklarını andıran belirgin koyu çizgiler taşırlar. Dolayısıyla
kanatlarını kaldırıp indirdiklerinde hareket eden bir örümcek izlenimi
verirler.

Kışlama


Örümcek faunasının %85’i kışı toprakta özellikle de soğuğa karşı iyi
bir yalıtkan olan yaprak döküntüsünün içinde geçirir. Bu süre boyunca
örümceklerin çoğunda, bacaklar vücuda sarılmış ve görünen vücut yüzeyi
minimuma düşmüş durumdadır. Yaprak döküntülerinin altındaki
mikrohabitat örümceği sadece aşırı sıcaklık değişimlerinden değil aynı
zamanda kuraklıktan da korur. Ilıman bölgelerdeki “kışın-aktif”
örümcekler, özellikle soğuğa karşı dirençli olmasalar da, diğer
örümceklere nazaran çok düşük sıcaklıklarda daha aktiftirler. -4°C’nin
altında diğer örümcekler gibi sabit dururlar ve -7°C’nin altında
ölürler. Kışı pasif şekilde atlatan örümcekler soğuğa karşı daha
dirençlidirler. Çoğu bahçe örümceği (Araneus sp.) korumasız
yerlerde bile-20°C’ye dayanabilir. Örümceklerin bu soğuğa, nasıl
dayanabildikleri ise henüz net olarak açıklanamamıştır. Fakat örümcek
hemolenfinde antifiriz görevi gören gliserol varlığı ve oranının kış
aylarında, yaza göre çok daha yüksek olması bu konuyu aydınlatmada bir
giriş noktası oluşturmaktadır. Ancak bu konuda da bazı çıkmazlar dikkat
çekmektedir.

Adaptasyon
Örümcekler
soğuk, nemlilik, su baskını ve yiyecek sıkıntısı gibi olumsuz durumlara
karşı çeşitli adaptasyonlar geliştirmişlerdir. Kışı aktif olarak
geçiren örümcekler üzerine günümüzde kış ekolojisi ve bu hayvanların
soğuğa karşı dirençleri araştırılmaktadır. Örümcekler uygun
mikrohabitatlara sığınarak soğuğa karşı dirençlerini artırırlar.
Metabolik oranlarını düşürür ve hazırlanırlar.

Zehir ve Özellikleri
Bütün
örümceklerde bulunan zehir bezleri keliser içlerinde yer alır ve uçtaki
kanca ile ava enjekte edilir. Zehirleri neurotoksik etkide olup solunum
organlarında felçlere yol açar. Ölüm olayları genellikle çocuklarda ve
solunum yetmezliğinde meydana gelir. Ilıman bölgede yayılış gösteren
örümcekler az zehirli olup, insan için öldürücü bir etkiye sahip
değildir. Ancak tropikal bölgelerde yaşayanlar çok zehirli olup insan
için ciddi tehlikelere yol açabilir. İnsanlar için öldürücü etkiye
sahip olan örümcekler çoğunlukla Araneidae, Agelenidae, Argiopidae,
Clubionidae, Eresidae, Loxoscelidae, Lycosidae, Theridiidae
familyalarına bağlı türlerdir. Tarantulalar büyük örümcekler olmalarına
rağmen genel olarak düşünüldüğünden daha az tehlikelidirler.

ZEHİRLENMELER

Yeterli
miktarda alındığında, vucudun kimyasal ve fizyolojik düzenine etki
ederek, sonuçta ölüme yol açan maddelere toksin yada zehir denilir.
Yeteri miktarda verildiğinde, zehir gibi davranabilecek bir kimyasal
maddenin dokularda yol açtığı hasarın klinik belirtilerine de
zehirlenme denilir.

Zehirin
etkisi dozuna ve alınış şekline bağlı olarak değişebilir. Zehirlenmede,
zehirli maddenin molekül ağırlığı, proteinlere bağlanabilme gibi
özellikleri ve de etkili olacakları yapıların özellikleri önemlidir.

Zehirler,
öncelikle merkezi sinir sistemine etki ederler. Bu etkiye bağlı olarak,
zehirli maddenin özelliğine göre vucudun diğer sistemlerini bloke
edebilirler.

Akut
zehirlenmelerde, irritabilite artışı, titreme, hallusinasyon ve koma
görülebilir. Kronik zehirlenmede, organlarda duyu kayıpları gibi sinir
sistemi üzerinde çeşitli bozukluklar ortaya çıkabilir.

Zehirlenmeler üç yolla gerçekleşebilir:
1. Ağız yolu ile; Gıda zehirlenmeleri, ilaçlarla olan zehirlenmeler, kimyasa maddeler ile zehirlenmeler, alkol zehirlenmeleri.
2. Solunum yolu ile; Karbonmonoksit ve diğer zehirli gazlar ile olan zehirlenmeler.
3.
Deri yolu ile; Zehirli gazların teması ile olan zehirlenmeler, böcek
öldürücü ilaçların neden olduğu zehirlenmeler, yılan, akrep, örümcek ve
diğer zehirli hayvanların sokmasıyla meydana gelen zehirlenmeler.

Akut
zehirlenmelerin ilk yardım ve tedavisinde, zehirlenen kişinin, zehiri
ne zaman, ne miktarda ve ne şekilde alındığının bilinmesi hayati öneme
sahiptir.

Örümcek Sokması
Örümcek
türlerinde, keliserlerinin kaide kısmında büyük zehir bezleri bulunur.
Bu sebeble bilinen 20.000 örümcek türünün hemen hemen hepsi zehirlidir.
Bu bezler bir kanalla keliserlerin son segmentinden dışarı açılır.
Hayvan, avını ısırdığında uç segment ava batar ve zehrini ava boşaltır.
Zehrin ava akıtılmasında bezlerin çevresindeki kaslar etkilidirler.

Çok
az örümcek türü insan için tehlike oluşturur. Çünkü, etkili zehirlere
sahip olan türlerin birçoğunun zehir dişleri insan derisine etki
edemeyecek kadar kısa ve kırılgandır. Fakat çocuklar için ölümcül
olabilirler.

G.Amerika’da yaşayan Phoneutria cinsi örümcekler bilinen en güçlü nörotik zehire sahiptir ve insanlar için büyük tehlike oluşturular. Kara dul olarak bilinen Lactrodectus
cinsine ait örümcekler de kas sinir iletimini bloke eden peptid
yapıdaki zehirleriyle bir diğer zehirli grubu oluştururlar. Kahverengi
örümcekler olarak adlandırılan Loxoceles cinsi örümcekler ve Argyronetidae familyasına ait su örümcekleride oldukca zehirli diğer türlerdir.

Örümcek
zehirlerinin hemen hemen hepsi nörotoksiktir. Bu zehirler sinir
sistemine etki eder ve bağlantılı olarak kas kasılmaları ortaya çıkar
ve sonuçta ölüm meydana gelebilir.

Genel
kanının aksine, küçük örümcekler büyük örümceklere göre daha güçlü
zehirlere sahiptirler. Tarantulalar sanıldıkları kadar zehirli türler
değildirler.

Belirtiler
Sokulan
yerde şiddetli bir ağrı, yanma, şişme, kızarıklık ve karıncalanma
meydana gelir. Sokulan bülgede iki adet diş izi görülebilir. Zehirlenen
bireyin karın, göğüs, omuz ve sırt kısmında şiddetli kramplar meydana
gelir. Görülebilecek diğer semptomlar, baş ağrısı, baş dönmesi,
kaşıntı, titreme, göz kapağında şişme, bulantı ve kusma, özellikle
ayaklarda uyuşmalardır. Örümcek sokmalarında, özellikle çocuklarda
solunum yetmezliği sebebiyle ölümler meydana gelebilir. Ortaya
çıkabilecek diğer bir önemli sorunda kangrendir.

İlk Yardım
Öncelikle
ısrılan bölgenin hemen yukarısı, bir ip yada bezle, dolaşımı
yavaşlatmak amacıyla sıkılır. Isırılan bölge su ve sabunla iyice
yıkanmalıdır. Daha sonra bölgeye beze sarılı buz parçaları veya
ıslatılmış bir bezle soğuk uygulanır. Özellikle çocuklarda enfeksiyonu
önlemek amacıyla ısırılan kısma antibiyotik krem sürülülür. Aynı amaçla
amonyak veya permanganat, karbonat eriği yada sirke kullanılabilir.
Acıyı azalmak amcıyla asetominofen verilebilir. Daha sonra hasta,
zehrin etkisine bağlı olarak gerekebilecek daha ileri tadaviler için
acilen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.




Tüm
örümcekler, türler arası farklılıkları yansıtacak şekillerde ipliğimsi
ağ üretebilme yeteneğine sahiptirler. Bu nedenle sınıflandırmada
kullanılan önemli bir kriterdir. Örümcekler ağlarını iki dal arasına,
dal ile yapraklar arasına, çalı aralarına, yerdeki otsu bitki
aralarına, toprak keseklerine, taş altlarına, evlerde duvarlara, bodrum
katlarına örerler. Çok çeşitli şekillere sahip olan ağlar genellikle
tekerlek gibi iç bükey çadır, dış bükey çadır, huni, düzensiz ve sık
balıkçı ağlarını andırırlar. Örümceklerde ağlar, bir yayılma aracı
olarak da kullanılır. Örümceklerin ürettikleri ipek, fibrion denilen
yapısal bir proteindir. Opistosomanın son kısmında bulunan ağ
memelerinden sıvı halde çıkan ipek hava ile temas edince yapışkan
iplikçiklere dönüşür. Bu nedenle, havada uçan ufak bir böcek ağa
dokunur dokunmaz yapışır.

Kur yapma

Örümcekler
birbirleriyle iletişim kurmaları için çeşitli yollar geliştirmişlerdir.
Kur yaparken, mekanik, kimyasal veya görsel işaretler önemli rol
oynamaktadır. Özellikle ağ kenarından geçen titreşimler gibi çeşitli
mekanik sinyalleri sezen, algılayan reseptörler de önemlidir. Ağ
örümcekleri tarafından titreşimle yayılan sinyallerin bu türe özgü
oldukları ve çiftleşme için yeterli oldukları kuvvetli bir ihtimaldir.
Gezgin örümcekler de kur yapma döneminde titreşen sinyaller
yaymaktadır. Titreşimlerini toprak veya yaprak gibi katı bir nesne
aracılığıyla veya havada ses olarak aktarabilirler.

Ses çıkarma
Böceklerde
olduğu gibi, örümceklerde ses çıkarırlarken esas olarak bacak veya
karın gibi vücut kısımlarını kullanarak trompet gümletme sesi,
stridülasyon organları kullanılarak bir eğeye sürtülen metal sesi,
karın ve bacaklar titretilerek ses çıkarılır.

Kur
döneminde erkek kurt örümceklerinin gösterdiği davranışlara dişiler de
aynı şekilde karşılık verdiklerinden bu vücut kısımlarının iletişimdeki
fonksiyonları açıktır. Bu durum stridülasyon için oldukça karışıktır.
Stridulasyon’da kullanılan organlar yapısal olarak iyi tanımlanmıştır.
Fakat bunlara bağlı iletişim fonksiyonları net değildir. Ama ağ
örümceği Steatoda bipunctata üzerinde yapılan incelemeler
stridülasyonun hem kur yapma döneminde hem de şiddetli karşılaşmalarda
kullanıldığını göstermiştir. S. bipunctata’larda sadece
yetişkin erkek bireyler stridulasyon organlarını kullanırlar. Bunlar
prosoma üzerinde, opisthosomaya yerleştirilmiş sırt sırta gelen (1 mm2)
güçlü keskin uçlardan oluşurlar.

Zirai Mücadele

Tarımsal ekosistemlerdeki predatörlerin avlarının büyük bir kesimini
Collembola, Diptera ve Afidler gibi yumuşak vücut yapılı böcekler
oluşturmaktadır. Tarımsal ekosistemlerde örümceklerin bulunduğu iki
katman vardır: Toprak yüzey zonu ve vejetasyon zonu. Her bir zonda
farklı örümcek grupları yer alır. Zirai alanlara uygulanan bazı
pestisidlerin örümcek populasyonlarında önemli kayıplara neden
olmaktadır. Pestisitler, kültür bitkilerine zarar veren böcekler kadar
predatörü olan örümceklerin de yok olmasına sebep olmaktadır. Kültürel
ve kimyasal tekniklerin dikkatli seçimi ile örümceklerin tarımsal
ortamlardaki etkinliğini korumak ve daha da arttırmak gereklidir.

Düşmanları

Omurgalılar içinde balıklar, iki yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve
özellikle kemiriciler içinde bir çok düşmanları vardır. Birçok balık,
özellikle alabalık, su yüzeyine gelir ve örümcekleri avlayabilir. İki
yaşamlılar arasında kara kurbağaların en çok örümceklerle beslendikleri
tahmin edilmektedir. Sürüngenlerin de besin listesinde örümceklerin yer
aldığı bilinir, fakat genel olarak sürüngenlerin örümcek nüfusu
üzerinde çok az bir etkiye sahip oldukları düşünülmektedir.
Örümceklerin düşmanlarından sadece bir kaçı memelidir. Örümcekler,
örneğin köstebek, kirpi gibi böcekçil memeli besinlerinin % 1-2sini
oluşturur. Yarasalar da örümceklerle beslenir. Örümceklerin asıl
düşmanları kendileridir. Bazı türler diğer örümcek türleri üzerinden
beslenirler. Kannibalist canlılar olduklarından, tür içinde doğal bir
dengeleme söz konusudur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://guvercin-forum2009.yetkinforum.com
 
Örümcekler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Güvercin forum 2009 :: ::::::::::::::Hayvanlar Alemi::::::::::::::: :: Hayvanlar Alemi Genel Bilgiler-
Buraya geçin: